Basit horlama sanılıyor ama ciddi risk taşıyor

Kulak Burun Boğaz Uzmanı Doç. Dr. Nesrettin Fatih Turgut, uyku apnesinin kalp krizi, inme ve ritim bozuklukları gibi ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceğini belirterek, horlamanın basit bir durum olarak görülmemesi gerektiğini söyledi.

SAĞLIK - 12-03-2026 15:00

Medicana International Samsun Hastanesi Kulak Burun Boğaz Uzmanı Doç. Dr. Nesrettin Fatih Turgut, uyku apnesinin sanılandan çok daha yaygın ve vücudu birçok yönden etkileyen bir hastalık olduğunu ifade etti. Uyku apnesi olan hastaların gece boyunca onlarca hatta yüzlerce kez nefessiz kalabildiğini belirten Turgut, her nefes durmasının kandaki oksijen seviyesinin düşmesine neden olduğunu söyledi.

Bu durumun kalbi zorladığını ve beyni strese soktuğunu vurgulayan Turgut, uzun vadede ciddi kardiyovasküler sorunların ortaya çıkabileceğini dile getirdi. Uyku apnesinde üst solunum yolunun uyku sırasında daraldığını veya tamamen kapandığını ifade eden Turgut, nefes akımının en az 10 saniye kesilebildiğini ve bu durumun uyku bütünlüğünü bozarak vücudu kronik stres altında bıraktığını kaydetti.

Uyku apnesi olan kişilerde hipertansiyon, koroner arter hastalığı ve inme riskinin arttığını belirten Turgut, ayrıca tip 2 diyabetle de güçlü bir ilişki bulunduğunu söyledi. Yüksek sesli ve düzensiz horlama, uykuda nefes durması, sabah baş ağrısı, ağız kuruluğu, gün içinde aşırı uyku hali ve konsantrasyon problemi gibi belirtilerin hastalığın önemli işaretleri olduğunu ifade etti.

Uyku apnesinin kesin tanısının gece yapılan polisomnografi yani uyku testi ile konulduğunu belirten Turgut, test sırasında solunum akımı, oksijen seviyesi, kalp ritmi ve beyin dalgalarının eş zamanlı olarak kaydedildiğini söyledi. Elde edilen veriler doğrultusunda hastalığın şiddetine göre kişiye özel tedavi planı hazırlandığını dile getirdi.

Tedavide CPAP cihazı ve ağız içi apareylerin önemli bir yer tuttuğunu belirten Turgut, bazı durumlarda cerrahi tedavinin de uygulanabildiğini kaydetti. Büyük bademcikler, burun deviasyonu, burun tıkanıklığı, yumuşak damak sarkması ve dil kökü büyüklüğünün uyku apnesine yol açabilecek yapısal sorunlar arasında yer aldığını söyledi.

Doğru tedavi uygulandığında hastaların yaşam kalitesinin belirgin şekilde arttığını vurgulayan Turgut, gündüz uyku halinin azaldığını, tansiyon kontrolünün kolaylaştığını ve kardiyovasküler risklerin düştüğünü ifade etti.

Günün Diğer Haberleri