TSK’daki operasyon kapsamında 158 muvazzaf asker, örgütle bağları nedeniyle gözaltına alındı. Albay, yarbay, binbaşı, yüzbaşı, teğmen ve astsubay rütbelerindeki bu kişiler, ankesörlü telefonlardan örgütsel iletişim kurarak FETÖ’nün emirlerini alıp uygulamaya devam etmişlerdi. Kaçak olan 18 şüphelinin yakalanmasına yönelik çalışmalar ise tüm hızıyla sürüyor. Bu tablo, FETÖ’nün sinsi taktiklerle, hücre tipi yapılanmasını sürdürdüğünü bir kez daha gözler önüne seriyor.
Emniyet cephesinde ise 21 şüpheli yakalandı; bunlardan 13’ü aktif görevdeki emniyet personeliydi. Bu durum, Emniyet içindeki kripto FETÖ unsurlarının hala devletin en kritik birimlerinde nasıl barınabildiğini sorgulatıyor. 2025 yılına gelmemize rağmen, bu yapıların hangi cemaat, dernek ya da görünürde masum oluşumlar içinde kendilerini gizlediği acilen deşifre edilmelidir.
Bugün kamuoyunun öncelikli beklentisi şudur: Görevini kötüye kullanarak bilgi sızdıran, gizli kalması gereken devlet verilerini kimlerle paylaştığı henüz tam olarak ortaya çıkarılamamış şahıslar, adalet önünde hesap vermelidir. Bu kişiler yalnızca devletin kurumlarına değil, doğrudan milletin birliğine ve bekasına kastetmişlerdir. İhanetin cezası gecikmemeli, bu kripto unsurlar vatana ihanetten yargılanmalıdır.
Önümüzdeki süreç, yalnızca operasyonlarla değil, aynı zamanda titizlikle yürütülecek adli ve idari soruşturmalarla, bu yapılanmaların tamamının kökünden kurutulmasını zorunlu kılıyor. Bu, sadece bir güvenlik meselesi değil; milletin varlığına yönelik bir tehdit unsuru olan bu yapıların topyekûn tasfiyesi, geleceğimizin teminatıdır.
Tedbir, teyakkuz ve adaletin üstünlüğü; bu mücadelede asla elden bırakılmamalıdır.
Zeynep Ceyda Akduman
