Bugün Türk dünyası ile ilişkilerimiz, sadece tarihi ve kültürel bağların ötesinde, küresel jeopolitiğin merkezinde yer alan hayati bir eksene dönüşüyor. Orta Koridor’un gücünün arttığı, tedarik zincirlerinin yeniden yazıldığı bir dönemde; Türk Devletleri Teşkilatı çatısı altında atılan her adım, ülkemizin ekonomik ve jeopolitik çıkarlarını doğrudan konsolide ediyor.
Ancak bu büyük hedeflerin arkasında, saatin hiç durmadığı bir diplomasi ve icraat maratonu yatıyor. Kabinenin temposuna yetişmek gerçekten kolay değil. Bir gün ABD’de, bir gün Brüksel’de ya da Barselona’da koşturan bakanlar; sabah İstanbul’da İnovasyon Haftası’nın açılışını yaparken, akşam Ankara’da Türk Devletleri Teşkilatı Zirvesi’ne imza atabiliyor. Zirve bitiyor, devlet başkanlarını tek tek uğurlamakla kalmıyorlar; masada Özbekistan’la imzalanan kritik anlaşmalarla somut sonuçlar üretiyorlar. Diplomasi var, müzakere var ve işin sonunda millî menfaatlerimizi koruyan "netice" var.
Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın "Türkiye Yüzyılı" vizyonu, işte tam da bu kesintisiz gayretle ete kemiğe bürünüyor. Dış politikada Sayın Hakan Fidan’ın yoğun trafiği malum; fakat bir de işin ekonomik cephesi var ki orada Ticaret Bakanı Prof. Dr. Ömer Bolat’ı her masada, her sahada görmek mümkün. Türkiye’nin ihracat hedefleri, Türk dünyasıyla entegrasyonu ve ekonomik büyümesi için koşturan Bakan Bolat, bütün bu baş döndürücü yoğunluğun içinde akademik birikiminden gelen titizliği, devlet adamı vakarını ve diplomatik nezaketini bir an olsun elden bırakmıyor. Hem temsil ediyor, hem müzakere ediyor, hem de masadan ülkemizin çıkarlarını gözeterek sonuçla kalkmayı başarıyor.
Elbette bu devasa temponun arkasında gece gündüz demeden ter döken güçlü bir bürokratik ekip ve eşgüdümlü bir çalışma iradesi var.
Kısacası; Türk dünyası ile kurulan bu stratejik köprüler ve ticaret cephesinde verilen büyük mesai gösteriyor ki; Türkiye Yüzyılı’nda hedeflere ulaşmak için durmak yok, yola devam!
Zeynep Ceyda Akduman