Gümüşhane Üniversitesi İletişim Fakültesi öğrencileri, bitirme projeleri kapsamında Samsun’un 19 Mayıs ilçesine bağlı Dağköy’de anlamlı bir çalışmaya imza attı. Radyo, Televizyon ve Sinema Bölümü son sınıf öğrencileri Görgünur Eroğlu, Merve Eker, İlknur Tanış ve Dilara Fırat, Millî Mücadele döneminin önemli isimlerinden Fatma Çavuş’un hayatını araştırmak ve belgelemek için sahaya indi.
Tarihi yerinde inceleme fırsatı bulan öğrenciler, köyde yaptıkları çekimlerle hem dönemin izlerini sürdü hem de yerel kaynaklardan bilgi topladı. Çalışma kapsamında, “Fatma Çavuş” kitabının yazarı araştırmacı Ahmet Seven ile gerçekleştirilen söyleşide, kahramanın yalnızca cephede savaşan bir figür değil, aynı zamanda bölgesel direnişi organize eden güçlü bir lider olduğu vurgulandı.
Söyleşide Fatma Çavuş’un cephedeki mücadelesi, fedakârlıkları ve halk üzerindeki etkisi detaylı şekilde ele alındı. Ahmet Seven, gençlerin bu konudaki ilgisinin sevindirici olduğunu belirterek, bu tür projelerin milli hafızanın canlı tutulmasında önemli rol oynadığını ifade etti.
Öğrenciler, Dağköy’de gerçekleştirdikleri çekim ve röportajları dijital platformlarda yayımlayarak Fatma Çavuş’un hikayesini daha geniş kitlelere ulaştırmayı amaçlıyor. Hazırlanacak belgeselin, Millî Mücadele’de kadınların üstlendiği rolü daha görünür hale getirmesi bekleniyor.
Bir direnişin simgesi
1897 yılında Dağköy’de dünyaya gelen Fatma Yalçın, genç yaşta eşini kaybettikten sonra köyünün savunmasını üstlendi. Millî Mücadele yıllarında bölgede faaliyet gösteren çetelere karşı direnişi örgütleyen Fatma Çavuş, kadınlar ve gençlerden oluşan bir savunma hattı kurarak dikkat çekti. Geliştirdiği taktikler ve kurduğu parola sistemi sayesinde köyünü korumayı başaran Fatma Çavuş, Karadeniz’de direnişin simge isimlerinden biri haline geldi.
Gösterdiği üstün mücadele nedeniyle “Çavuş” unvanı verilen Fatma Yalçın, hayatı boyunca bağımsızlık ruhunu yaşatmaya devam etti. 1963 yılında doğduğu köyde hayatını kaybeden kahramanın adı bugün çeşitli alanlarda yaşatılıyor. “Eğer öleceksek, ağlaşarak değil vuruşarak öleceğiz” sözü ise direnişin unutulmaz simgelerinden biri olarak hafızalarda yer alıyor.
